Anasayfa

Arşiv

Forum

32 Farz

54 Farz

Din Nedir?

İman Nedir?

Dini Sualler

Gusül Abdesti

Abdest(Resimli)

Teyemmüm(Resimli)

Namaz Bilgileri

Namaz(Resimli)

Namaz Sureleri

Oruc Bilgileri

Zekat Bilgileri

Hac Bilgileri

Kurban Bilgileri

İslam / Mükellef

Kur'an Meali

Tecvid Dersleri

Kur'an'ın Faziletleri

Kur'an ve Bilim

İbret Vesikaları

İslam / Mükellef

Tasavvuf Bilgileri

Mektubat-ı Rabbani

Kelimeler / Kavramlar

Hayatımızdan / Dualar

Efendimizin Hayatı

Gençliği Ahlakı

Hayası Nezaketi

İsimleri Hanımları

Şakaları Tevazusu

Adaleti Mucizeleri

Şükrü Sabrı

Şemail-i Şerifi

Veda Hutbesi

Evlilik Ve Aile Hayatı

Tum Yonleriyle Aile

Kadın Hakları

Evlilik Aile Hayatı

Hanım Sahabiler

Cinsel Yaşam

Teseddür

Esmâül Hüsnâ

ALLAH(c.c.)ün Sıfatlrı

ALLAH(c.c.)ün Kelamı

Asr-ı Saadet

Orta Çaĝ

Selçuklu Tarihi

Osmanlı Tarihi

Yakın Tarih

Mezhepler tarihi

Muhtelif konular

Image Hosted by ImageShack.us

Üç aylar ve regaib kandili ile ilgili bilgi:
((Eski dava arkadaşlarına seslendi:Şevki Yılmaz))
Örtülü Çıplak Nasıl Olunur?‏
Dikenli Dallar Gülüne Hasret
Gönül Deryamdaki İnci
Mevlid Kandili Kandiliniz Mübarek olsun
MÜSLÜMANLARIN BOYKOT ZAFERİ...DURMAK YOK BOYKOTA DEVAM.......
DANONE'NİN HAİN PLANI!!! ( İLGİNİZE )
BELALARIN 1. KAT SEMAYA İNDİĞİ AY
Hayalinizi haramdan koruyor musunuz?
Müzisyenin hidayet öyküsü
Sevgili İnsanlık Elma Dersem Çık
HİTABETTE SÜS: NASREDDİN HOCA FIKRALARI
Lahana Diyeti
NEDİR Kİ YAŞAMAK?
Satılık Laptop Kingston
TEBESSÜM ETTİREN ERDOĞAN
TÜRKİYE BÜYÜK DEVLETTİR
Yağmurda Islanmak
BEN FİLİSTİN BENİ DUYAN VARMI...
GAZZE'NİN CENNET ÇOCUKLARI
Kanayan Yara
Zübeyr Gündüzalp Abiden Bir Mektup
GÜL PEYGAMMBERE (SAV)LALE ALLAHA(C.C) AÇILIR
FİLİSTİN'İ ÖP YERİME


Üç aylar ve regaib kandili ile ilgili bilgi:

25/6/2009 · Kategori: islami-yazılar






Regaib Nedir?

Regâib, arapça bir kelimedir ve "reğa-be" kökünden gelmektedir. "Reğa-be", kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. "Reğîb" kelimesi ise, "reğabe"'den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. Müennesi, "reğîbe"dir. "Reğîbe"nin çoğulu da "reğâib" dir. Kelime olarak "Regâib"in aslı budur.

Receb'in ilk cuma gecesine Regaib gecesi denir. Bu geceye Regaib gecesi ismini melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli, kazası olan, hiç değilse bir günlük kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar, Kur'an-ı kerim okur, tesbih çeker, tövbe istiğfar eder. Perşembe günü oruç tutup, gecesini de ihya etmek çok sevaptır. Receb ayında oruç tutmak faziletlidir.

Peygamberimiz (a.s.m)' ın Ramazan ayından sonra en çok oruç tuttuğu ay Receb ayıdır. Bu Receb ayında oruç tutmanın muazzam, muhteşem sevabları var.

Bir de bu ayda sevablar kulların defterlerinin sevab hanelerine, bol bol dökülmesi dolayısıyla da recebül esabb denmiştir. Yâni, sevabların bol bol, şarı şarıl, gürül gürül döküldüğü ay demek... Sabbe, Arapçada dökmek demek... Nehrin de böyle dağlardan çağla***** şaldur şuldur akıp da döküldüğü yere münsab derler; o da aynı kökten... Receb-ül esabb; Allah'ın rahmetinin cûşa gelip, ikram ü ihsanâtının şarıl şarıl, güldür güldür kullara geldiği ay demektir.

Arifler ve din alimleri kitaplarında yazmışlar ki, bu ay ekim, ekme, ziraat ayıdır. Sevaplı işler, oruç tutmak, tevbe etmek vs. güzel şeyler yapılır. Bir mahsulün ekilmesi gibi ziraat, ekim ayıdır. Şa'ban bakım ayıdır. Ramazan biçim ayıdır, yâni mahsulün alındığı aydır demişler. Demek ki Receb ayı, bizi Ramazan ayına hazırlayan bir mevsimin ilk adımı olmuş oluyor.

Onun için, "Receb ayı tevbe ayıdır." demişler. Yâni kul ne yapacak?.. "Yâ Rabbi! Ben anlayamamışım, hatâ etmişim, bilememişim, suçluyum, kusurluyum; beni affet..." diyerek hatâsını itiraf edip, hatâsından dönerek, Cenâb-ı Hakk'ın yoluna girecek.

Şa'ban ayı ibadetlere devam etme ayıdır. Ramazan da mükâfatlarını alma ayıdır. Böyle çeşitli kelimelerle bu ayların birbirleriyle irtibatlı olduğu beyan edilmiştir.

Regaib ile ilgili ayet-i Kerimeler:

Regâib kelimesi Kur'an'da geçmemektedir. Ancak "reğabe"den türemiş olan çeşitli kelimeler, Kur'ân'da sekiz yerde geçmekte ve "reğabe"nin ifâde ettiği mana için kullanılmaktadır .

Ayrıca, "Şüphesiz Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu, Allah'ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin." (Tevbe Suresi, 36) Hz. Peygamber'in ( a.s.m ) ( aşağıda hadisler bölümünde bulunan) bir hadisinde, ayet-i kerimede işaret buyurulan haram ayların, Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları olduğu vurgulanmaktadır: "

Receb Ayı ve Regaib Gecesi ile İlgili Hadis-i Şerifler:

• Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder. [Gunye]
• Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Receb'in hepsini tutmuş gibi sevap verilir. [Miftah-ül-cenne]
• Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Yala]
• Şu beş gecede yapılan duâ geri çevrilmez. Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İbn-i Asâkir]
• "Receb-i Şerîf'in birinci gününde oruç tutmak üç senelik, ikinci günü oruçlu olmak iki senelik ve yine üçüncü günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur." buyuruyorlar. (Camiu-s sağir)
• İbn-i Abbas -radiyallahu anh- Hazretleri: "Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Recep ayında bazen o kadar çok oruç tutardı ki, biz O'nu hiç iftar etmeyecek zannederdik. Bazen de o kadar çok iftar ederdi ki, biz O'nu hiç oruç tutmayacak zannederdik." buyurmuştur. (Müslim)
• Muhakkak zaman, Allah'ın yarattığı günkü şekliyle akıp gitmektedir. Yıl on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Ve üçü ard arda gelmektedir. Zilkade, Zilhicce, Muharrem bir de Cemaziye'l-âhirle Şaban ayları arasında gelen Mudar kabilesinin ayı Recep ayıdır." (Buhârî, Tefsir, Sure, 8,9)
• "Recep ayı Allah'ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır." (Aclûnî, Keşfu'l-Hafâ, 1/423)
• Yine mübarek üç aylardan ilki olan Receb ayının önemi ve değeri hakkında Enes b. Malik ( r.a. )'dan şöyle rivayet edilir: Receb ayı girdiğinde Hz. Peygamber şöyle derdi: "Allahım! Recep ve Şaban'ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaştır." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/259)
• Receb'in ilk cuma gecesini ihya edene, Allahü teâlâ, kabir azabı yapmaz. Duâlarını kabul eder. Yalnız, 7 kimsenin duasını kabul etmez: Faizci, Müslümanları aşağı gören, ana babasına eziyet eden, Müslüman olan ve dinin emirlerine uyan kocasını dinlemeyen kadın, çalgıcı, livata ve zina eden, beş vakit namazı kılmayan. [Bu günahlardan vazgeçmedikçe, duaları kabul olmaz.] [Saadet-i Ebediyye]
• Receb büyük bir aydır. Allah bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutana, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allah istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, "Geçmiş günahların affoldu" der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti. [Taberânî]
• Kim Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutarsa, oruç tutulan günler dile gelip "Ya Rabbi onu mağfiret et" derler. [Ebû Muhammed]
• Hz. Aişe ( r.a ) validemiz, "Resûlullah, pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmaya çok önem verirdi." buyuruyor. Çünkü Hadis-i Şerifte, "Ameller Allahü teâlâya pazartesi ve perşembe günleri arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini istiyorum." buyururdu. (Tirmizî)
• Receb ayında yapılan dua kabul edilir, günahlar affedilir. Bu ayda günah işleyenin cezası da kat kat olur. Hz. Hüseyin ( r.a) anlatır:
"Kâbe'yi tavaf ederken, yanık sesle Allahü teâlâya dua eden bir kimsenin sesini işittik. Babam bunu çağırmamı emretti. Güzel yüzlü, temiz bir kimseydi. Ancak sağ tarafı felç olmuş, kurumuş, hareketsiz idi. Ona, "Sen kimsin, durumun ne böyle?" dedim. O kimse dedi ki:
"Adım Menazil... Ben çalgı çalmak, şarkı söylemekle şöhret salmış, Arabistan'ın ünlülerinden bir gençtim. Hep nefsin arzuları peşinde koştum. Receb ve Şaban aylarında bile, bu günahlara devam ederdim. Salih babam, beni bu günahlardan kurtarmaya çalıştı. Bana, "Allahü Teâlânın azabı şiddetlidir, bir anda kahredebilir. Kötü arkadaşlardan vazgeç, bu kötü işleri bırak! Melekler ve bu aylar senden şikâyet ediyorlar" dedi. Nasihate hiç tahammülüm yoktu. Babamın üzerine yürüyüp, döverek susturdum. Üzüntülü ve kırık kalble, "Bu aylarda oruç tutup, geceleri ibadet ediyorum. Beytullah'a gidip şerrinden korunmak için, Allahü teâlâdan yardım dileyeceğim" dedi. Bir hafta oruç tutup, Kâbe'ye giderek, "Ey Rabbim, mazlumların âhını yerde bırakmazsın. Bu ayda, bu mübarek yerlerde yapılan duaları red etmezsin. Hakkımı oğlumdan al, onu felç et!" diye dua etti. Henüz duası bitmeden sağ tarafım felç oldu. Beni gören, "Baba bedduasına uğramış kişi" derdi."
Hz. Hüseyin, "Baban bu hâline ne dedi?" buyurdu. O genç, "Babamdan özür diledim. Onun da babalık şefkati galip gelerek beni bağışladı. Beddua ettiği yerde, bu sefer şifa bulmam için hayır dua etmek üzere deve ile gelirken, devenin ürkmesi ile babam düşüp öldü. Şimdi çaresizim." diyor. Hz. Ali bu felçli gence dua ediyor, Receb'de yaptığı bu dua bereketiyle de Hak teâlâ ona şifa ihsan ediyor.

Erkam yayınları













 

((Eski dava arkadaşlarına seslendi:Şevki Yılmaz))

25/3/2009 · Kategori: islami-yazılar

Eski dava arkadaşlarına seslendi: Ergenekon'dan hesap soruluyor, koltuk hırsıyla çeteye hizmet etmeyin
Milli Görüş'ün önemli isimlerinden Şevki Yılmaz, 29 Mart seçimlerine yönelik çarpıcı tespitlerde bulundu. Yılmaz, Ergenekon yapılanmasından ilk kez hesap sorulduğunu, bunu yapan iktidarın alaşağı edilmek istenmesine 'destek vermeyeceğini' kaydetti.

Sultan Abdülhamid'in İttihat ve Terakki çeteleri tarafından tahttan indirilmesinden 100 yıl sonra içerideki ihanet odaklarının ilk kez sırtının yere getirildiğini hatırlatan Yılmaz, "Şimdi birileri çıkmış koltuk hırsından; 'Bu iktidar yıkılmalı!' diyor... Ben buna hizmet etmem, edene de destek vermem ve bütün gücümle mani olurum." ifadelerini kullandı. 'Habervakti.com' internet sitesine konuşan Yılmaz, halkın sandığa giderken 'one minute'ı düşünmesini istedi. Hiçbir parti ile organik ve inorganik bağının olmadığının altını çizerken tamamen vicdani sorumluluğu gereği konuştuğunu dile getirdi. Şevki Yılmaz'ın görüşleri özetle şöyle:

Darbecilerden hesap soruluyor

Hiçbir vatan evladı, Ergenekon ihanet çetesine karşı kelle koltukta mücadele eden AK Parti iktidarının karşısında yer almaz, alamaz! Vatanını ve milletini seven hiç kimse 1960, 1971, 1980 darbesi ile 28 Şubat postmodern darbesinin acılarını çektiği halde darbecilerden hesap soran AK Parti iktidarına hain ve işbirlikçi diyemez.

Sizler çetenin dinci ayağından mısınız?

Ergenekon'a destek verenlere sorulur; sen bu çetenin hangi kanadını temsil ediyorsun, sen de mi bu derin çetenin ayağısın, sol ayağını gördük, sağ ayağını gördük, aşırı solunu gördük, terör örgütü ayağını gördük, sen yoksa şu dinci ayağından mısın (?!..) derler...

Kendilerini yok etmeye çalışanlarla birlik olanları ibretle izliyorum

28 Şubat'ta dönemin başbakanına en ağır hakaretler yapanlardan bugün hesap soruluyorsa, AK Parti hükümetine en çok o hakaretlere maruz kalanların destek vermesi gerektiğine inanıyorum ama görüyorum ki bazıları derin güçlerle omuz omuza vermiş, dün kendilerini yok etmeye çalışanlarla birlik olmuş görüntüsü vermekteler.. Bu acı tabloyu ibretle izliyorum, milletimiz de izliyor..

Oylarınızla Ergenekon'u diriltmeyin

Şimdi birileri çıkmış koltuk hırsından; "Bu iktidar yıkılmalı!" diyor... Ben buna hizmet etmem, edene de destek vermem ve bütün gücümle mani olurum. Vatanını ve milletini seven ister Saadet Partili, ister MHP'li, ister BBP'li ve hatta CHP'li olsun bu ülkede 60 ihtilalini, 12 Mart 1971 ve 1980 darbesini, 28 Şubat postmodern darbesini yaşadığı ve acılarını çektiği halde bu darbecilerden hesap soran AK Parti iktidarına 'yıkılsın bunlar' diyemez.. Ve AK Parti dışındaki partilere oy vererek bu Ergenekon terör örgütünün tekrar ayağa kalkmasına, güç bulmasına hizmet edemez..

Ergenekon bitmeden özgürlük gelmez

Bu iktidardaki kardeşlerimiz gidip Saadet, MHP veya diğerleri yeniden gelse neyi neyle bunlardan daha iyi yapacağız? Bu cunta varken ve bu Ergenekon terör çetesi çökertilmeden neyi nasıl düzelteceğiz? Virajlar, mayınlı yollar temizlenmeden ülkemiz hakiki demokrasiye tam dönmeden, nasıl, neyle düzelteceğiz?.. Özgürlükleri nasıl ve ne yolla getirecegiz? Bizi palavralarla kandıranları REFAHYOL iktidarımızda ve MHP-ANAP-DSP iktidarlarında görmedik mi, yaşamadık mı?

AK Parti'ye oy değil, gözyaşı topluyorum

Şimdi bana soruyorsunuz; "Siz 29 Mart yerel seçimleri için AK Parti'ye seçmen mi topluyorsunuz?" diye. Evet ben, 28 Şubat'ta evlerinden gece yarısı baskınlarıyla toplanan, fişlenen ve eziyet gören, işinden ve aşından olanların ardında bıraktığı gözyaşlarını topluyorum.. Evet ben, 80 darbesinde binlerce genci sağcı-solcu diyerek birbirine düşürüp silah sıktıran, onlarcasını idam eden, binlercesini hapislerde işkencelerden geçiren, faili meçhul cinayetlere kurban gidenlerin yerlere dökülen isyanlarını topluyorum... Evet ben, ayışıkları altında sarıkız ineğinin sütünü nasıl çalarım hesapları yapanlara karşı sivil iradeye güç topluyorum... Evet ben, sokak ortasında kafasına sıkılan Hrant'ın kanını, Uğur Mumcu'nun tespit ettiği fakat yayınlayamadan öldürüldüğü derin ilişkilerle dolu kayıp dosyalarını topluyorum... Türk ve Kürt kardeşlerini kucaklaştırmak uğruna şehit olan Gaffar Okan'ı şehit eden ve ettirenlerden hesap soran AK Parti iktidarına destek için oy topluyorum...

Bayram Kaya

Örtülü Çıplak Nasıl Olunur?‏

10/3/2009 · Kategori: islami-yazılar

        

Ömer Nasuhi Efendi, Büyük İslâm İlmihali’nde, kadınların tesettürü hakkında:
«Hürre olanların yüzleri ile ellerinden başka bütün bedenleri avrettir. Yüzleri ile elleri ise, ne namazda, ne de bir fitne korkusu bulunmadıkça, namaz dışında avret değildir» der. (Büyük İslâm İlmihali sh: 99)
 
 


Yani, fitne ihtimali ya da fitne varsa, yüz ve elin açılması yasaklanır. İşte Nimet-ül İslâm’dan alınan bir önceki parçada, bu şer’î kaidenin tatbikini gösterip yüz ve elleri de örtmeyi kaydediyor. Büyük İslâm İlmihali’nden alınan parçada ise, “fitne ihtimali” kaydını koymakla, bu mevzuda ikisi de “örtme” hükmünde birleşiyorlar.
Zamanımızda ise, “fitne ihtimali”nin en dehşetli derecede bulunduğu apaçık meydandadır.


«Hasbel’icab taşraya çıkan kadında çarşaf olmayınca süfeha güruhu onları açık görüp tamaa düştükleri gibi şüpheli ve iffetini ihlal eden kadınlardan oldukları zannıyla arkalarına düşerek rahatsız edeceklerine binaen Cenab-ı Hak, kadınların çarşafa bürünüp mesture olmalarını emretmiş ve hikmeti de bürgülü olan kadının kim olduğu bilinmemekle suizandan ve süfehanın takibinden kurtulmaları olduğunu beyan etmiştir.


Hülasa, hatunların bürgü bürünmeleri vacib olduğu ve bürgülü olunca ecanibin o kadının kim olduğunu bilemediklerinden dolayı, taarruzdan vareste olup ezadan kurtuldukları ve hatunların mesture olmalarıyla fitne kapılarının kapanacağı, bu âyetten müstefad olan fevaid cümlesindendir.» (Hülasat-ül Beyan, ci:11, sh:4467-4470, Konyalı Mehmed Vehbi, Üçdal Neşriyat, İstanbul)

Dikenli Dallar Gülüne Hasret

9/3/2009 · Kategori: En sevgiliye



Varlığın sebebini, içimdeki boşluğun nedenini arıyorum,
sıcak kumlara ayağım batıp çıkarken.

 

Düşünüyorum da acaba beyaz güller o sevgiliyi gördükten sonra utancından mı allara boyandı. Bulutlar onu görünce mi ağlamaya başladı. Hayal edemiyorum o sevgilinin çehresini.

 

Bulutlar ağlıyor şimdi benim halime. Rüzgârların çığlıkları yetmiyor. Verilen ümitler, anlatılan azapların korkusu yetmiyor, dağların yüceliği az geliyor beni yolumdan döndürmeye. Küfrün karanlık ormanında sarmaşıklar sarmış yüreğimi, yerinden kıpırdayamıyor. Öyle bir bataklığa adım atmışım ki hiçbir kahraman el uzatmıyor. Ben de bataklığın içinde yaşamaya çalışıyorum. Ben yetiştiğim bataklığın mahsulüyüm orada gül bitmez. Özgürlük diye kendini yırtan bir zavallıyım ben. Sessiz çığlıkların koptuğu bir köle pazarının kölelerinden biriyim. Kendi nefsime satılıyorum çocuk yaşlarda. Çekmediğim çile, girmediğim pislik kalmıyor. En rezil hayatların sefasını sürdüğümü sanıyorum, nefsimin elinde. Belki de beni alıp azat edecek bir yiğit bekliyor yüreğim. Kirpiklerimin uçları o yiğidin ışığına hasret. Her yeni gelen bahara onun kokusunu soruyor yüreğim gizliden gizliye. Kararmış günlümün katranları altında bir kalp atıyor, onun geleceğini heyecanla bekliyor sessiz barakasında ağlıyor şimdi hıçkıra hıçkıra.

 

Hani bir zamanlar pazarlarda satılan, kafaları hiçbir şeye çalışmadığı söylenen kadınlar vardı ya işte o kadınlardan birinin torunuyum ben. Ben de düştüğüm kuyuda yusuf gibi yalnızlığı çekiyorum içime. Beni bu rezil yaşantıdan alıp götürecek bir kervan bekliyorum.

 

Hani bir zamanlar anası, babası ölünce bütün hakları, bütün varlığı elinden alınan yetim bir çocuk vardı ya. İşte ben, o çocuğun kardeşiyim. Şimdi sokaklarda sevgiye aç, şefkate susuz bir halde dolaşıyorum. Günlerdir rüyalarımda gördüğüm bir parça ekmek, alındı elimden. Başımı okşayan, sırtımı sıvazlayan iki çift el vardı ya, işte onlardı bağlanan. Daha sonrada tek lüksüm, yalnızlığımın, çaresiz bekleyişlerimin tek şahidi gözyaşlarım alındı elimden. Gece olduğunda dalgalarla sallanan bir sandala uzanıyorum. Kim bilir belki de yaşayamadığım bebekliğimin, zalim eller tarafından kırılan beşiği yerine koyuyorumdur her an alabora olacak bu sandalı. Her şeye rağmen gökyüzünden bana uzanacak bir el arıyor gözlerim. Bütün gece gökyüzünün en parlak yıldızına beni yanına alacak bir sevgili gibi bakıyorum. Dalgaların hışırtısını annemin ninnisi yerine koyup, rüzgârın koynunda, denizin kokusuyla uyuyorum her gece.

 

Anlayacağınız bir zamanlar kardeşimin hakkını savunan delikanlıyı, gecenin karanlığında, yağmur suyuyla ıslanmış, kimsesiz kaldırımlarda oluşan girdaplarda arıyorum.

 

Onun varlığını hissetmezse yüreğim, renkte yok hayatımda karanlıkta. Onun hasreti yoksa yüreğimin en ücra köşelerinde bile, aşk da yok nefret de şu divane gönlümde. O yoksa ne gül var ne diken,  ne boşluk var ne içi dolu bir hayat. O yoksa eğer, yoklukta yok. Köşe başında beklenen bir sevgili misali onun aşkı saplandı bir kanca gibi yüreğime, bir ucu da ona bağlı. O uzakları gittikçe kanlar akıyor yüreğimden, acılara boğuluyorum benden uzaklaştığı her adımda. Şairin dediği gibi "yıldızları alınmış geceler gibi ışık değmemiş yüreğim" yüzünü görmeden yüreğine âşık olduğum sevgiliyi bekler oldu.

 

Karanlık odamın en sessiz köşesinde ağlarken, hayaliyle konuşuyorum. "sen olsaydın hayat bu denli zor olur muydu? " diye kızıyorum, sitemli sözler savuruyorum. Kimi zaman da boynuna dolayıp ellerimi, başımı yaslayarak omzuna ağlıyorum kim bilir.

 

Şimdi, pencere kenarında o sevgiliyi bekliyorum. Yüreğimin hırçın dalgalarıyla boğuşan sahipsiz bir sahil kenarında yürüyorum. Yazdığım mektubu bir şişeye koyup, fırlatıyorum denizin bir köşesine ama cevap gelmiyor. Gönlümün limanlarında ona asla layık olamayacağım sevgiliyi bekliyorum, her nefeste.

 

Düşlerde sevdiğim sevgiliyi bekliyorum. Adına şarkılar yazdığım, bana ateşin koynunda serinlik aratan sevgiliyi. Gönlümün gül bahçesinin en nadide köşesini ayırdığım sevgiliyi bekliyorum. Gözyaşlarımı can suyu yapacağıma yemin ediyorum. Yağmurlu bir akşamda, sokak lambasının loş ışıkları altında, bağdaş kurup oturduğum bank üzerinde, yüzümü titrek avuçlarımın içine alıp aşkına ağladığım sevgiliyi bekliyorum.

 

Onun yüceliğini, kendi acizliğimi düşünürken ona kavuşma ümidim külleniyor. "sen kim, o kim?" diyorum, hayallerimi kurutan bir hazan mevsiminde, etrafa feryatlar, figanlar savuran düşünce rüzgârının içinde.

 

Diyorum ki, ona onda olmayan bir şeyi, titrek yüreğimdeki, cesur aşkını sunsam.  Âlemlerden kıymetli yüzünü görebilir miyim, birkaç dakikalığına da olsa?



Fatma Fidan

Gece ayın ışığına, dalgaların hışırtısına, ateşin kızıllığına,  gece karanlığına soruyorum onu. Bembeyaz bir gülün teni üzerinde ışıldayan bir damla yağmur suyu, o sevgilinin varlığını fısıldıyor bana. İbrahim'in ateşini söndürme çabasıyla, ümitle, cesaretle su taşıyan karıncanın mecnun yüreğinde o sevgiliyi görmenin sevdasını buluyorum. Akvaryumda kıvrıla kıvrıla yüzen bir balığın yüreğindeki ateşte, o sevgilinin sevdasını hissediyorum.

Gönül Deryamdaki İnci

9/3/2009 · Kategori: En sevgiliye

Gönül Deryamdaki İnci

Gecenin simsiyah sessizliğinde yine seni anıyorum ey sevgili. Yine seni anıyorum büyük bir hasretle, büyük bir sevgiyle…

 

Kayaları döven hırçın dalgalar gibi, deli deli esen çöl rüzgarları gibi, damla damla yağan yaz yağmurları gibi yine seni anıyorum ey sevgili, yine seni…

 

Acı poyrazlar bitmiş yerine koyu bir sükûnet dumanı çökmüştü.çaresizlik son demlerini yaşıyordu. Gül diyarının biricik gülü, sen ey resul yakıcı çöl sıcaklığında serin bir meltem gibi okşuyordun gönülleri. Sevginin doruklarına doğru bir tırmanış başlamıştı şimdi. Ruhsuz, kupkuru çöllerden gönül bahçelerine!

 

Sensizliğin soğukluğu titretirken vücudumu efendim, seni düşledim hicranla, umudun demir atmış limanlarında. Seni birilerine anlatmak, gönül ikliminden kopup gelen duyguları paylaşmak istedim. Belki kalbimdeki ateşi birazcık dindirebilir hissiyle. Yaradan aşkıyla dolu yüreğini biraz da olsun hissedip gözyaşı dökme umuduyla… umutlarımın boşa çıkmayacağı dileğiyle kalemimi sana açıyorum ey sevgili. Hoş geldin sayfama, hoş geldin kalemime, hoş geldin hasret dolu yüreğime diyorum.

 

Sonbahar mevsimine döndüm ey sevgili. Her geçen gün bir şeyler eksiliyor bedenimden. Kurumuş yapraklar gibiyim. Bir o yana, bir bu yana sallanıyorum. Sensizlik beni bilinmezliklere sürüklüyor, sensizlik beni uçurumlara yuvarlıyor. Ucu bucağı görünmeyen nihayetsiz uçurumlara.

 

Dipsiz bir azabın kuyusundayım ey sevgili. Sensizlik yüreğimi hançerliyor, tıpkı görünmez bir kamçı gibi şaklıyor ruhumun en derinine. Seni düşünmeden bir anım bile geçmiyor, seni düşünmeden bir günüm bile geçmiyor…bu çaresizlik omuzlarıma ağır bir hüzün gibi çöküyor. Gönül ağacımın dalları hasretine tahammül gösterip eğildi; ama henüz kırılmadı. Bu hazin tablo ne kadar sürer bilmiyorum. Ey sevgili, tek bildiğim sana kavuşmadan bu hasretin bitmeyeceği.

 

Kalbime damlayan hüzün damlalarında seni duyuyorum ey resul. Sana olan hasret kalmışlığımı gözyaşlarına vuruyorum. "kalp hüzünlenir,göz yaşarır" demiştin ya işte bu yüzden. Belki senin sahabelerin gibi ağlayamıyorum. Ömerin gibi, fatıman gibi olamıyorum; ama yine de senin aşkınla ağlıyorum, yüreğimi yakıp kavuruyorum. Aklıma senin için ağlayan hurma kütüğü geldi. Hani her zaman hutbeni okurken ona dayanırdın. Bir zaman sonra ashabın minberini yapınca ona dayanmaktan vazgeçmiştin. Bunun üzerine senin yokluğuna dayanamayan kütüğün, iniltilerini duymuştun da onu teselli etmiştin. Şimdi, ey sevgililer sevgilisi bizim iniltilerimizi kim duysun, kim duysun da bizi teselli etsin?

 

Gönül deryamın en derinindeki inci, susuz topraklara su getiren sevgili, gönül bahçemde açan güller boyunlarını büktüler. Seni soruyorlar, seni arıyorlar. Güllerin efendisini arıyorlar. Gökyüzünde hüzünlenen bulutlar sana ağlıyorlar. Gözyaşlarını döküyorlar denize, seni arıyorlar sevgililer sevgilisini arıyorlar…

 

Sis dağının perdelerini aralayarak mübarek hayatından kesitler geliyor gözlerimin önüne. Uhud'daki kahramanların geliyor. Senin öldüğünü zannedip hüzne kapılan ashabına, "niye burada oturuyorsunuz, o öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız?"diyen sahaben canlanıyor gözlerimde. Öyle bir atılmıştı ki savaşa bu cesur yiğit, savaş sonunda kız kardeşi onu sadece tırnaklarından tanıyabilmişti şimdi ey resul, sana verilen onca can varken biz sensiz yaşayıp da ne yapalım?

 

zifiri bir karanlık çöküyor gönül alemimde. Umutsuzluğun derin uçurumlarında yuvarlanıyor gibiyim. Düşündükçe senin bize anlatmak istediklerini anlamayışımızın hüznü vuruyor ıstıraplı çehreme. Umutsuzluğun  dipsiz kuyusunda acılara doğru yol almaktayım artık. Sessiz çığlıklar yankılanıyor bu dipsizlikte. Tam umutlarım tükendi derken  bir ışık huzmesi yayılıyor karanlığın bağrına. Önce yaradan'ın rahmeti, sonra ey sevgili senin dilinden "kişi sevdiğiyle beraberdir" hadisi. Tekrar tüm umutları yüklenip yol alıyorum hayata. Umut ve umutsuzluk arasında sevgimi yaşamaya çalışıyorum. Umut, güz yaprakları gibi birer birer dökülürken her sonbaharda yere, ben yine de her baharda yeşereceğini biliyorum. Çünkü bahar sensin, umutsuzluğumu saran umut sensin!

 

Ey kainatın gülü seni sevince her mevsim bahar, her yağmur rahmet, her gece gündüz oluyor bana. Seni sevince hayat gül bahçesine dönüyor, dikensiz gül bahçesine… yüreğimde köpük köpük kabaran sevgi tomurcukları oluşuyor. Bu tomurcuklara yüreğimi teslim ediyorum. Bu tomurcuklara kendimi teslim ediyorum…

 

Sevgi dedim de, hz ebubekir düştü aklıma. Dost ebubekir, sıddık ebubekir… mağaradaki haliniz canlanıyor gözümde. Hani  mübarek başını koymuştun ya dostun dizine, o da sen rahatsız olmayasın diye kıpırdamaktan bile çekiniyordu. Ebubekir kalbiyle ve duygularıyla ölçemediği bir ruh halindeydi. Bu an bir ömre bedeldi sanki. Ama birden iliklerine kadar işleyen bir sancı duydu o güzel dost. Bir yılan sokmuştu ayağını. Ama bu sancı engellemedi o anki saadeti. Kıpırdamıyordu, Resulullah rahatsız olmasın diye. Ancak acıya daha fazla dayanamayarak iki damla yaş düşmüştü dostun gözlerinden, mübarek yüzüne. Sadece iki damla… ne güzel sevgi, ne güzel sabır. Sevgili'ye duyulan ne büyük bir muhabbet!

 

Ey sevgili, hasret kabuğum çatlamak üzere. Damarlarımdaki kan, vuslat için hücuma geçti. Yüreğimdeki sönmek bilmeyen ateş kıvılcımlar saçmaya başladı. Sensizliğin ufkunda kayboluyorum. Nereden estiği bilinmeyen bir fırtınaya yelken açtım gidiyorum. Öyle bir gidiş ki, geri dönmek imkansız…

 

Ey sultanım, alınlarda pırıl pırıl yanan, ahlakı kur'an olan sultanım. Biz senin gibi sahip çıkamadık çaresizlere, düşkünlere. Senin gibi sevgi gösteremedik onlara. Düşkünlerin kanadı, çaresizlerin ilacı olan sultanım, çöl sıcaklığında bile üşür, üşütür olduk insanları! Oysa biraz sevgi, biraz şefkat, biraz hoşgörü yeterdi.

 

Gönül dünyama rahmet meltemi estiren elçi, penceremi açan rüzgardan aldım kokunu. O rüzgarda bir kez daha hissettim senin yokluğunu. Bir kez daha sensizliğin soğuk şerbetinden doyasıya içtim. Durmadan kanayan yaramın aslında sensizlik olduğunu bir kez daha hissettim.ey sevgililer sevgilisi gönül kapılarını aralayarak hasret perdesini açıyorum. Hasretin kara saplı bir bıçak gibi sivrilip saplanıyor bağrıma. Çok acı veriyor bana, çok…

 

Gönüllere sükûnet veren,kalplere sevgisini serpen, "ümmetim, ümmetim!" diyen gönül rehberim, hasretin alevlendi. Yanık yüreğim hasret yumağına döndü. Sen gittin ya ey resul, cürüm tohumları boy saldı bedenlerde. Şehirler, hicretteki mekke sessizliğine büründü. Sevgin beni bir hâl etti.ey sevgili bu nasıl sevgi; sesini duymadan, yüzünü görmeden,gözlerine bakmadan ey sevgili bu ne dehşetli sevgi? Hasretin vurdu tüm gönülleri. Hani baharı sessizce bekler ya tohum, işte öyle bekliyoruz seni ey sevgili. Sevgiyle, hasretle ve umutla…


Belkıs Yaman

Mevlid Kandili Kandiliniz Mübarek olsun

9/3/2009 · Kategori: islami-yazılar


Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik."
(Enbiyâ, 107)



İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü'l-evvel ayının 12.gecesi doğmuştur. Milâdî takvime göre ise bu, 571 yılı Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. Bu mübarek geceye "Mevlid Kandili" denir.

O'nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti.

 

O'nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır.O gecenin sabahı gerçekten de feyizli bir sabahtı. İnsanlık için yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir devir açılmıştı. Bir fazilet güneşi ve hidâyet meşalesi olan sevgili peygamberimizin gönderilişi, Yüce Allahın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir. Bu hususta Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur:

 


"Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki  daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler."
(Âl-i İmrân, 164)

Bu gece, müslümanlar arasında yüzyılllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, Sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk Alimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı "Vesiletün'necat" olan mevlid kitabı O'nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir.


Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O'nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir.

Bununla beraber, O'nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O'nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.

O âlemlerin Rabbinden, "Alemlere rahmet olarak gönderildi." Asırlara sığmayacak inkılapları birkaç sene içerisinde gerçekleştirdi. Evlâtlarını diri diri toprağa gömen babalar O'na ve getirdiği prensiplere iman ettikten sonra mükemmelleştiler, dünyaya insanlık, adalet ve medeniyet rehberi olacak hale geldiler. İnsanlar O'nun tek emriyle, kökü yüzlerce yıl derinde olan alışkanlıklarını bıraktı. 

O, yirminci asır insanının yüzyılda yerleştiremediği hakkı, hukuku, adâleti, hürriyeti, demokrasiyi ve insan haklarını bir solukta yerleştirdi. Böylece cehâlet asrı bir saâdet asrı olup, çıktı. Nihayet asır, asırlara taştı. Ve O, çağlar ötesiyle kucaklaştı.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed kendisinden önceki peygamberler gibi sadece bir kavme veya millete değil, bütün insanlığa peygamber olarak gönderilmiştir. O'nun diğer peygamberlerden en farklı yönlerinden birisi budur. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur:


Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bilmezler."
(Sebe, 28)

İnsanlığın her zaman ve mekânda Hz. Peygamber'in tebliğ ettiği ilâhî mesaja ve bu mesajın hayata geçirilmiş şekli olan onun sünnetine ihtiyacı vardır.  O'nu örnek almak, Kur'an'a uymaktır. Çünkü Hz. Aişe (r.a.)'nın ifâdesiyle O'nun ahlâkı Kur'an'dı.(Müslim, Misâfirîn, 139). Kur'an-ı Kerim, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in inananlar için en güzel örnek olduğunu bildirmekte ve bu hususta şöyle buyurulmaktadır:


"Andolsun, Allah'ın rasûlünde sizin için, Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar için ve Allah'ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır." (Ahzâb, 21)


Bu geceyi nasıl ihya edelim?

Bütün insanlık âlemine bir hidayet tarihi açan ve âlemlere halis ilâhî rahmet olan böyle yüksek şanlı bir Peygamber'in ümmeti olmakla şereflenmiş bulunan biz müminlere ne mutlu!  Bu geceyi vesile bilerek, O'na ümmet olmanın şuuruna erebilmek,  Bu gecenin manevî zenginliğinden istifâde etmek için en azından bir Tesbih Namazı kılalım, bir de Hatm-i Enbiyâ yapalım.

 


O'na  ümmet olan müminlere gevşeklik yakışmaz.

Unutmayalım...
 

Alemlere rahmet olarak gönderilen muazzez Peygamberimizin, doğumunu anarken, yalnız
mevlid okumak, ilâhîler söylemek ve kandil simidi dağıtmak yeterli değildir, sadece bu geceyi yaşamak yeterli değildir. 
Yüce Allah'ın sevgisine, hoşnutluğuna ve bağışlamasına ermenin yegâne yolu, Peygamberimizin yolundan gitmektir...



"De ki: Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günâhlarınızı bağışlasın..." 
(
Âl-i İmrân, 31)

 

 

MÜSLÜMANLARIN BOYKOT ZAFERİ...DURMAK YOK BOYKOTA DEVAM.......

28/2/2009 · Kategori: islami-yazılar

İnsan ne kadar yükselirse, gönlü o kadar alçalmalıdır...

                             MÜSLÜMANLARIN BOYKOT  ZAFERİ...
 
israilin TEK TARAFLI ATEŞKES kararı almasındaki en büyük faktör, TÜRKİYE VE DÜNYANIN DİĞER İSLAM ÜLKELERİNDE BAŞLATILAN BOYKOT KARARIDIR. AŞAĞIDA, YAHUDİ MALLARININ BOYKOT EDİLMESİ İLE YOL AÇTIĞI ZARARLAR ŞU ŞEKİLDE AÇIKLANMIŞTIR.
 
DÜNYADAKİ MÜSLÜMAN VE DİĞER DİNLERE MENSUP ÜLKELERİNİN, BOYKOT EYLEMİ BAŞLATTIĞINDAN BU YANA, YAHUDİ MALLARI VE HİZMETLERİ, ÜRETEN VE SATAN FİRMALARA AÇTIĞI TOPLAM ZARAR, YAKLAŞIK 
 

""370 MİLYAR DOLAR""  OLARAK AÇIKLANDI. 
 
DÜNYADA PAZAR PAYLARINI ARAŞTIRAN ŞİRKETLER TARAFINDAN YAPILAN BU AÇIKLAMADA, EN BÜYÜK BOYKOT 
EYLEMİNİ HİNDİSTANIN, (127 milyardolar) DAHA SONRA İRANIN(62 milyar dolar) VE ÜÇÜNCÜ OLARAK TÜRKİYE NİN (26 milyar dolar) gerçekleştirdiği kaydedildi. boykotun devam etmesi halinde, adı geçen firmaların, çok zor duruma düşeceği, hatta iflas edebileceği kaydedildi.
 
yahudi lobileri tarafından ACİL ACİL ACİL başlıklı yazı ile, ABD hükümetine verdiği yazıda; tahmini açıklanan bu zararın, yahudi malı ve hizmeti üretip satan firmaları derin bir şekilde yaralayabileceği açıklanmıştır, musevilerin İVEDİ olarak sunduğu yazısında; ABD hükümetine bu konuda bir girişimde bulunup, israilin ACİLEN, hiçbir şart ve koşul gözetmeksizin derhal ateşkesi kabul etmesi ve hemen GAZZE den geri çekilmesi isteniyor.
 
zaten zor durumda olan ABD ekonomisine bir darbe de, karar alınan boykotun bu boyutlara ulaşması ile gerçekleşti. boykotun devam etmesi halinde zor duruma düşecek olan firmalara, israil ve ABD tarafından maddi kaynaklar aktarılmasını öngören bir projenin üzerinde çalışıldığı kaydedildi.
boykotun, mevcut hali ile devam etmesi halinde, yahudi firmalara aktarılması planlanan kaynak miktarının 1 trilyon dolar olduğu ifade edilen açıklamada, 
 
boykotun genişlemesi ile ABD ve israilin ekonomik bir kaosa sürükleneceği tehlikesine işaret edildi.
 
bu sebeple, ACİLEN ABD ye çağırılan israil dış işleri bakanına, işgalin 12 saat içinde bitirilip,  en geç 1 hafta içinde GAZZE yi boşaltması istendi. bunu yapmadığımız taktirde, yandaş firmalarımızın hepsinin, alınan boykot kararı ile darboğaza gireceği, ve hatta boykot büyürse batacağı, bu sonun ise, ABD ve yahudilerin(israil) biteceği anlamına geldiğini aktarıldı. FİLİSTİN İŞGALİ İLE BAŞLATILAN BU BOYKOTTAN ZOR DURUMA GİREN BU FİRMALARIN, ABD VE İSRAİLİN GÜCÜNE OLAN KATKILARININ UNUTULMAMASI GEREKTİĞİ KANAATİNE VARILDI.
 
aynı günün gecesi, israil, hiçbir şart koşmaksızın, acilen, tek taraflı ateşkes kararı alıp, 1 hafta içinde de, GAZZE den çekileceğini açıkladı.
 
işte dostlar boykotun gücü bu kadar fazla idi. biz bu yüzden bas bas bağırdık. 
 
şimdi eğer boykota devam etmezsek ve daha fazla büyümesini sağlamazsak, aziz nesinin TÜRKİYE nin % 60 ı aptaldır 
sözünü teyit etmiş olacağız. 
 
İŞTE BU YÜZDEN, BUGÜNE KADAR DAĞITTIĞINIZDAN DAHA FAZLA BU MAİLİ DAĞITIN LÜTFEN. HERŞEYİ ÖĞRENDİĞİMİZİ ONLARDA BİLSİN...
 
eğer bu boykota devam edip, bunu daha fazla büyütmezsek, gün gelip bu israil şerefsizi tekrar saldıracak, onlara oyle bir boykot gösterelim ki, bir daha saldırmak bir yana, bunu düşünecek cesareti de, parayı da bulamasınlar..
 
TÜRKİYE deki yahudi firmaların batırılması için gayret gösteren her müslümandan ALLAH RAZI OLSUN
...


DURMAK YOK BOYKOTA DEVAM...............

Giyim  : Tommy Hilfiger , Nike , Adidas , Vakko , Polo , Ralph Lauren , Berk Çorap , Parizyen , Müjde , Hugo Boss , Calvin Klein , Levi's , Timberland , Lumberjack , Giorgio Armani

Gıda : Danone , Maggi , Nestle , Nescafé , Nesquik , Jacobs , Banana , McDonald's , Burger King , Knorr , Calve , Komili , Becel , Sırma , Rama , Sana , First Sakız , Falım Sakız , Mis , Elittepe Kahve

İçecek : Coca Cola , Sprite , Fanta , Schweppes , Turkuaz Su , Cappy Meyve Su , Sensun

Temizlik : Pedo , Can Bebe , Prima , Orkid , Signal , İpana , Alo , Ariel , Mintax , Vim , Omo , Cif , Yumoş , Rinso , Lux

Kozmetik : Mac , Revlon , L'Oréal ,Calvin Klein , Ralph Lauren , Giorgio Armani , Elida , Wichy , Gilette

Medya : Fox Tv , Cnbc , Cnbc-e , National Geographic , Cnn , Power Fm 100

Teknoloji : IBM , Intel , Dell , Nokia , Icq

Otomotiv : Opel , Ford , Mazda , Volvo , Chevrolet , Pontiac , Saab

Sigara : Phillips Morris , Parlement , Marlboro , Parliament Reserve , Parliament Uzun Kutu  , Parliament Super Slims , Parliament Kısa Kutu , Murattı , Chesterfield , L&M Kısa , L&M Uzun , Lark Kısa , Lark Uzun , Bond Street Kısa , Bond Street , Uzun , Lider

Akaryakıt : Bp , Shell

Diğer : Carrefour , Alarko Jeneratör , Alarko Klima , Kiwi Ayakkabı Ürünleri , 20th Century Fox Filmcilik , Astel Bant , Citibank , Kodak , La Roche

İLAÇ : Hoechst ,  Bayer , Sandoz , Roche , Pfizer , Saned

DANONE'NİN HAİN PLANI!!! ( İLGİNİZE )

28/2/2009 · Kategori: Serbest Kursi

Danone markasını Türkiye'de bilmeyen yok. Sabancı holding ortaklığı
ile  ve  sağladığı güven ile Danone Türkiye'ye girmiş oldu. Bu gün
sabancı ile ortaklıklarının bitmiş olmasına rağmen çoğu insan
sabancı holding ile ortak olduğunu  zannederek bu ürünleri almakta. Peki,
Fransızlara ait olan  Danone Türkiye'de neden bu kadar çok
çocuklar üzerine ürün çıkartmakta ve ucuza satmakta hiç düşündünüz mü?
Aklınıza bir marka düşmanı hatta yabancı düşmanı Profesör
yazmış bu mesajı şeklinde bir fikir gelebilir.  Söz konusu olayın
geleceğimiz üzerinde oynanan çirkin bir oyun olduğunu
laboratuar  sonuçlarını aldığım zaman ortaya çıktı. Sizde eğer
bilimle özellikle fen bilimleri ile ilgileniyorsanız söz konusu
üründen alın ve bir fen laboratuarında içerik testi yaptırın
(ücreti en fazla 40$) sonra bu sonucu bir nörologla paylaşın bakın neler
olacak. Gelişim ve düşünme üzerinde etkili hormanal
dengelerin, özellikle muhakeme kabiliyetinin nasıl engellendiğini
bir nörolog anlatsın size o zaman benim gibi tatmin olursunuz.
Danonenin Türkiye için üretilen ürünlerinin içerisine çocukların
zihinsel ve bedensel  gelişimini etkileyecek madde olduğu ne yazık ki bir
gerçek ve şu an
Daninolar sadece 2 ve 12 yaş arası çocuklara yedirilmekte.
Yani tam gelişim zamanında. Gelecek nesillerimizin
zeki olmasını engellemek için şimdiden yoğun çaba içerisinde
oldukları anlaşılıyor ve tüm pazarlama şirketleri şuan Danone ile
anlaşmalı. Kapı kapı dolaşıp piyasa fiyatının altında ürünlerini 
satmaktadırlar. Ayrıca şirketlere ve dağıtım elemanlarına çok iyi ücret 
ödenerek daha fazla surum yapılmakta, daha fazla insana  ulaşmaktadırlar.
Lütfen Danone ürünlerini kullanmayalım ve  bu  konuda bizler duyarlı
olabiliriz. Ama bu yetmiyor. Marka düşkünü bir  gençlik olduğu sürece bu
firmaların Türkiye'de  ekmeklerine yağ  sürülecektir. Lütfen uyanalım ve 
uyaralım.

Prof. Dr. Turan Karadeniz
Karadeniz Teknik Üniversitesi
Ordu Ziraat Fakültesi
Bahçe Bitkileri Bölüm Başkanı ORDU
Tel:             +90 452 230 05 56       
Faks: +90 452 225 12 61

Bu iletiyi  mümkün mertebe gönderebildiğiniz ölçüde birilerine gönderin.savaş meydanlarında kazandığımız özgürlüğümüzü ve onurumuzu masabaşı oyunlarla kaybetmek istemiyorsak lütfen biraz daha duyarlı davranalım. Kendimizi yakacaksak bari evlatlarımızı yakmayalım.Bunu  bir vatan borcu olarak addediyorum.Her birey üzerine düşen görevi bi hakkın ifa ederse bilin ki hiçbir kötü emel amacına ulaşamayacaktır.Bu işi herkes başkalarından beklerse bilin ki onların ekmeklerine yağ daha da öte bal sürmüş oluruz.Ben memleketimi seven bir insanım diyorsanız lütfen gereğini yerine getiriniz.

BELALARIN 1. KAT SEMAYA İNDİĞİ AY

26/2/2009 · Kategori: islami-yazılar

BELALARIN 1. KAT SEMAYA İNDİĞİ AY"SAFER AYI"

 Efendimiz (sav) in de ölüm hastalığına tutulduğu, Safer ayında Levhi Mahfuz'dan birinci kat semaya 320.000 bela indiği ve bu belalar ve kazaların sene içine yayıldığı bir çok sahih hadiste rivayet edilmiştir...


 Peki, bu belalardan korunmak için yapılması gerekenler nelerdir? İşte bu belalardan korunmak için yapmamız gerekenler ..
Allah (cc) hepimizi kazalardan ve belalardan muaf eylesin...


 SAFER AYI İBADETLERİ

 
-Safer ayının ilk ve son çarşamba gününün gecesinde, yani salı gecesi kılınacak namazdır;

1 Rekât : Fatiha'dan Sonra ; 17 Kevser Sûresi
2 Rekât : Fatiha'dan Sonda; 5 İhlâs Sûresi
3 Rekât : Fatiha'dan Sonra ; 1 Felâk Sûresi
4 Rekât : Fatiha'dan Sonra ; 1 Nâs Sûresi

 
-Safer ayının ilk ve son çarşamba günü, öğlen ve ikindi namazı arasında kılınacak namazdır;

 
1 Rekât : Fatiha'dan Sonra ; 11 İhlâs Sûresi
2 Rekât : Fatiha'dan Sonda; 11 İhlâs Sûresi


 Bu namazdan sonra 100 kere "Yâ dâfia'l-belâyâ, idfâ anna'l-belâyâ, fallâhü hayrun hâfizan ve hüve Erhâmü'r-Râhimin, inneke alâ külli şey'in kadir" okunmalı ve dua edilmelidir.
 Yine Korunmak için;

 
Ayet-el Kûrsi:

 Evden çıkarken ve eve girerken Ayet-el Kûrsi okunmalıdır: Evden çıkarken okuyan her işinde muvaffak olur ve hayırlı işleri başarır. Evine gelince okursan iki Ayet-el Kûrsi arasındaki işlerin hayırlı olur ve fakirliğin önlenir. Bir kimse evinden çıkarken Ayet-el Kûrsi'yi okursa, Hakk Teâlâ yetmiş Meleğe emreder, o kimse evine gelinceye kadar ona dua ile istiğfar ederler.


 Evden çıkarken üç kere:

"BİSMİLLAHİ HASBİYALLAHİ LAİLAHE İLLA HÛ ALEYHİ TEVEKKELTÜ VE HÜVE RABBİL ARŞİL AZİYM" söylenmelidir.

 Safer ayında her gün mutlaka 100 kere "LA HÂVLE VELÂ KUVVETE İLLA BİLLAHİL ALİYYİL AZİYM" denilmelidir. Günde 100 kere söyleyenden, en hafifi fakirlik olmak üzere 70 çeşit bela, musibet kaldırılır.

 
Ayrıca yine safer ayında (ve her zaman) her gün mutlaka günde 100 kere salâvat getirmek lazımdır. salâvat çok bela ve musibetleri çevirir, dünya ve Ahirette kurtuluşuna sebep olur. En EFDÂL Salâvat'ı Şerife: "ELLAHÜMME sâlli âla seyyidina Muhammedin ve ve âla âlihi ve sahbihi efdâle salevatike ve adade me'lumatike ve bârik ve sellim"

 ALLAH'u Teâlâ'yı devamlı zikretmek lazımdır. Zira ALLAH'u Teâlâ'yı zikretmek en büyük ibadettir, belaları musibetleri çevirir. En efdal zikir "LA İLAHE İLLALLAH" dır.


 Enes bin Mâlik'e RA Peygamberimizin SAV öğrettiği çok tesirli bir dua:

 Bu duayı sabah (mümkünse güneş doğmadan) 3 kere ve akşam güneş battıktan hemen sonra okuyan, korkmaya tek layık olan yalnız ALLAH'tan C.C. korksun . Başta zalim devlet başkanı , şeytan, cin ve insanların şerrinden, büyü ve efsunlardan hiçbiri ALLAH'ın C.C. izniyle hiçbir şekilde zarar veremez. Hz Osman'dan RA bildirildiğine göre ani belalardanda korunur. Ayrıca Zehir verilse tesir etmez ALLAH'ın izniyle(hergün okumak lazımdır):

"Bismillahillezi Lâ Yedurrü meâs mihi şey-ün fil-erdi ve lâ fissemai ve hüves semiül âliym"


 KUŞLUK NAMAZI VE KORUNMA (iki,dört,altı,sekiz yada oniki rekât kılınabilir):

 -"Her gün, sizin her bir mafsalınız için bir sadaka terettüp etmektedir. Her tesbih bir sadakadır. Her tahmîd bir sadakadır, her bir tehlîl bir sadakadır. Emr-i bi'l-ma'ruf bir sadakadır. Nehy-i ani'l-münker de bir sadakadır. Bütün bunlara, kişinin kuşlukta kılacağı iki rek'at namaz kâfi gelir." Hadis-i Şerif / Müslim, Müsâfirîn 84, (720); Ebu Dâvud, Salât 301, (1286).


 -"İnsanda üçyüz küsur mafsal vardır. Her bir maf sal için bir sadakada bulunması gerekir. Mescidde toprağa gömeceği bir balgam, yoldan bertaraf edeceği, bir engel... Bunları bulamazsa, kuşluk vakti kılacağı iki rek'at namaz!" Hadis-i Şerif / Ebu Dâvud, Edeb 172; (5242).

 -ALLAH Teâlâ hazretleri buyurdu ki: "Ey Ademoğlu! Günün evvelinde benim için dört rek'at namaz kıl, ben de sana günün sonunu garantileyeyim. '' Hadis-i Şerif / Tirmizî, Salât 346, (475).

 -"Kim kuşluğun bir çift (namaz)ına devam ederse, deniz köpüğü kadar çok da olsa, ALLAH günahlarını affeder." Hadis-i Şerif / Tirmizî, Salât 346, (476). (Sadaka Cehennem ateşine perdedir.)

Hayalinizi haramdan koruyor musunuz?

20/2/2009 · Kategori: islami-yazılar


Maruz kalınan her bir günah, her bir yanlış hayal kirlenmesine yol açıyor, zihinde kirli bir iz bırakıyor…

 

İnsan çok defa böyle bir zihin kirlenmesinin sonucunu moralindeki düşüşlerle yaşıyor…


Nitekim bu kirlenmelerden sonra artık o kimsenin, hayırlı işlere devam etme şevki azalıyor, ihlaslı amellerde isteği zayıflıyor, fenalıklara meyli ise kuvvetleniyor… Yani haramlarla hayali kirlenen insan, artık helalli hayatında düşüşe geçiyor…

- Ne dersiniz, günlük hayatımızda bizlerde de böyle zihin ve hayal kirlenmesi söz konusu oluyor mu? Her bakışımızda gözler yoluyla birtakım haramlara maruz kalmak neredeyse muhakkak gibi mi?.. Ruh dünyamızda bulantılar hasıl edecek manzaralar günlük hayatımızda sanki normal görüntüler haline mi gelmiş?.. Hayalimizde hep çöplük mü seyrediyoruz?..

- Sadece göz bakışıyla mı kirleniyor hayalimiz?.. Diller de kirli sözler söylüyor, kulaklar da kirli sözler dinliyor mu? Bazı çevrelerde şunun bunun aleyhinde konuşmakla kalınmıyor, iftiralara kadar ilerlemeler dahi oluyor mu?

-Peki, bunca kirlenmelerin acı sonucu, inanmış insanın hayatına nasıl aksediyor, merak ediyor musunuz?

- İşte böylesine zihin ve hayal kirlenmesine maruz kalan insana şeytan artık kolayca müdahale edebiliyor, rahatça yönlendirme fırsatı da elde ediyor. Bu sebeple insanlar dupduru bir gönülle Cenab-ı Hakk’a teveccüh etme şevkini kaybedebiliyorlar… Birer pas, birer leke olarak ifade edeceğimiz bu kirlenmeler, hemen tövbe, istiğfarla temizlenmez de, arttıkça artarsa, o zaman üst üste yığılan kirler Allah’tan gelen güzel ilham esintilerine perde oluyor, böylece korumasız kalan kalpler de şeytandan gelecek vesveselere hazır hale gelebiliyorlar. Bundan sonra inanmış insanda başlayan manevi düşüşler kademe kademe ilerliyor…

Böylesine tehlikeli düşüşlere sebep olan zihin kirlenmesine karşı çok hassas olan Efendimiz (sas) Hazretleri: “- Harama bakış şeytanın zehirli oklarından bir oktur!” buyuruyor ve Cenab-ı Hakk’ın şu koruyucu beyanını hatırlatıyor:

-Kim benim korkumdan dolayı harama bakmayı terk ederse, kalbine öyle bir iman şevki veririm ki, onun zevkini gönlünün ta derinliklerinde duyar, düşüşten korunabilir.

- Ne dersiniz? Bizim de aşk ve şevkimizi söndüren zihin kirlenmesinin farkında mıyız? Mühimsiyor muyuz bizi düşüşe geçiren bu kirlenme tehlikesini? Tertemiz kalabilmek için her an tövbe, istiğfar halinde olabiliyor, kendimizi koruma titizliği gösterebiliyor muyuz?

İsterseniz burada, Efendimiz (sas) Hazretleri’nin, hayal kirlenmesi tehlikesini önlemek için gösterdiği şu tarihî hassasiyeti bir daha hatırlayalım:

Kadın-erkek herkesin iffete kilitlendiği hac mevsiminde, Arafat vakfesini yapıp döndükleri bir sırada, terkisine aldığı (Hazreti Abbas’ın oğlu) Fazlı’nın başını eliyle sağa sola çeviriyor ve böylece etraftaki kadınlara gözünün ilişmemesi için gayret gösteriyordu. Şu dikkate bakın!.. Asır, saadet asrı, mevsim hac mevsimi, terkisine binilen zat Allah Resulü ve harama bakmaması için başı sağa sola çevrilen de iffetinde hiç kimsenin şüphe edemeyeceği Hazreti Fazlı idi!.. Bu olay, Efendimiz’in hayali temiz tutma adına nasıl bir hassasiyet içinde olduğunu gösteren çarpıcı bir örnek teşkil ediyor bizlere… Nitekim bir başka zaman da, Hazret-i Ali Efendimize; “-Ya Ali! Birinci bakış bağışlanmıştır, fakat ikincisi aleyhinedir!” buyurmuş, dönüp bakmak iradi olduğundan, o bakışın yazılacağına işaret etmiş, böylece harama götüren yolu baştan kapatarak zihni tertemiz temiz tutmak gerektiğine dikkat çekmiştir…

Anlaşılan odur ki, günümüz Müslüman’ının bir numaralı meselesi, hayalini haramlardan koruma temizliğidir. Çünkü bu türlü zihin ve hayal kirlenmeleri beden kirlenmesine benzemiyor, dinî hayatta duyulan aşk ve şevkin önce azalmasına, sonra da kademe kademe düşerek yok olmasına bile sebep olabiliyor…

-Ne dersiniz? Bu olay bizim de bir numaralı meselemiz mi? Her hayal kirlenmesinden sonra duyduğumuz pişmanlık ve üzüntü ile tövbe istiğfar temizliğimizi yapıyor, kirlenmeye karşı korunma tedbirimizi alıyor muyuz?..

Ahmet ŞAHİN ZAMAN

« Önceki :: Sonraki »


Msn Avatar

Duvar Kağıdı

Resimli Şiirler

Resimli Dualar

Çiçek Resimleri

Resimli Ayetler

İbretlik Resimler

Resimli Hadisler

Bebek Resimleri

Mekke Resimleri

Medine Resimleri

Dini Video

İlahi ve Ezgi

Flash ve Klip

Budizm Yanılgısı

Satanizm Felsefesi

Ateizim Felsefesi

Atom Mucizesi

Matrix Felsefesi

Siyonizm Felsefesi

Kavimlerin Helakı

Masonluğun Felsefesi

Türkiye'de Masonluk

Savaşların PerdeArksı

Sevgili Peygamberim 1

Sevgili Peygamberim 2

Sevgili Peygamberim 3

Sevgili Peygamberim 4

Sevgili Peygamberim 5

Sevgili Peygamberim 6

Sevgili Peygamberim 7

Sevgili Peygamberim 8

Sevgili Peygamberim 9

Sevgili Peygambrim 10

Sevgili Peygambrim 11

Duvar Yazıları

Hikmetli Sözler

Dini Hikayeler

Mevlanadan İnciler

M.Es'ad Coşan(Rh.A)

İlk Yardım

Bebek Bakımı

Cocuk Gelisimi

Cocuk İsimleri

Yararlı Bilgiler

Sağlıklı Beslenme

Yazi Kodlari

Genel Kodlar

Ayıraç Kodları

Renk Kodlari

Mause Kodlari

Yonlendirme Kodu

Link Efekt Kodlari

M.Zahid Kotku (Rh.A)

M.Es'ad Coşan(Rh.A)

M. Nureddin Coşan


Image Hosted by ImageShack.us

Gerçek Dostluk Ve Kardeşlik Dini Sohbetimize Hoşgeldiniz.Dini Sohbetimize Katılacaksanız Öncelikle Yüce Rabbimizin Selamıyla Selamlayınız.Sohbet Alanında Konu Varsa Lütfen Sohbeti Bölmeyiniz Uyarılar Dikkate Alınmadığı Takdirde Banlanırsınız..Lütfen Sizden Ricamız Kişiye Özel Sorular Sormayınız Sohbetimiz Sırf Tanışma Amaçlı Değildir Gayemiz Dini Sohbet Bilgi Alışverişidir.Ayrıca Özel PM den Diğer Kardeşleri Rahatsız Etmemeniz Bizi Memnun Edecektir Ve Banlanma Olayınız Asla Olmayacaktır..Güzel İSLAMİ Sohbetler Dilerim..Selam ve Dua İle..

ihyaList - ihya.org kaliteli siteler arsivi http://www.tavaf.com/toplist/ Dini100.Net hosting

Copyright © 2008 ResuleVuslat